
María Barranco, 11 Haziran 1961’de İspanya’nın sıcak Akdeniz kenti Málaga’da dünyaya geldi. İspanyol sinemasının en karakteristik ve sevilen yüzlerinden biri olan Barranco, özellikle 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında Pedro Almodóvar ile yaptığı işbirlikleriyle uluslararası üne kavuştu. “Bağla Beni” (¡Átame!) filmindeki unutulmaz performansının yanı sıra, “Kadınlar” ve “Mutlu Olmanın Yolu” gibi yapımlarla da adından söz ettirdi. Doğal oyunculuğu ve sıcak sahne enerjisiyle, hem dram hem komedi türlerindeki başarısıyla İspanyol sinemasının altın çağına damgasını vurdu. Sanat hayatı boyunca Goya Ödülleri’nde birden fazla kez aday gösterilen ve iki kez bu ödülü kazanan Barranco, tiyatro ve televizyon dizilerinde de aktif bir kariyer sürdürdü. 2000’li yıllardan itibaren daha seçici rollerle karşımıza çıkan usta oyuncu, bugün hâlâ İspanya’nın en saygın ve sevilen sanatçıları arasında gösteriliyor. Hem eleştirmenlerin hem de izleyicinin gönlünde taht kuran Barranco, yeteneği ve özgün duruşuyla sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

María Barranco, 11 Haziran 1961’de İspanya’nın sıcak Akdeniz kenti Málaga’da dünyaya geldi. İspanyol sinemasının en karakteristik ve sevilen yüzlerinden biri olan Barranco, özellikle 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında Pedro Almodóvar ile yaptığı işbirlikleriyle uluslararası üne kavuştu. “Bağla Beni” (¡Átame!) filmindeki unutulmaz performansının yanı sıra, “Kadınlar” ve “Mutlu Olmanın Yolu” gibi yapımlarla da adından söz ettirdi. Doğal oyunculuğu ve sıcak sahne enerjisiyle, hem dram hem komedi türlerindeki başarısıyla İspanyol sinemasının altın çağına damgasını vurdu. Sanat hayatı boyunca Goya Ödülleri’nde birden fazla kez aday gösterilen ve iki kez bu ödülü kazanan Barranco, tiyatro ve televizyon dizilerinde de aktif bir kariyer sürdürdü. 2000’li yıllardan itibaren daha seçici rollerle karşımıza çıkan usta oyuncu, bugün hâlâ İspanya’nın en saygın ve sevilen sanatçıları arasında gösteriliyor. Hem eleştirmenlerin hem de izleyicinin gönlünde taht kuran Barranco, yeteneği ve özgün duruşuyla sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.