
Barbra Streisand, Brooklyn'de 1942'de başlayan hayat hikâyesini, eğlence dünyasının neredeyse tüm zirvelerine dokunarak yazdı. Henüz genç yaşta Broadway'de parlayan yıldız, benzersiz sesi ve sahne varlığıyla kısa sürede müzik dünyasını fethetti. Ancak onu bir ikon haline getiren, perdeye yansıyan olağanüstü yeteneği oldu. "Komik Kız" (Funny Girl) ile daha ilk filminde Oscar'ı kucaklayarak sinemaya unutulmaz bir giriş yaptı. "Bulunduğumuz Yol" (The Way We Were) gibi filmlerle romantik dramın, "What's Up, Doc?" ile komedinin sınırlarını zorlarken, "Bir Yıldız Doğuyor" (A Star Is Born) için bestelediği "Evergreen" ile Oscar alan ilk kadın besteci olarak tarihe geçti. Streisand'ın vizyonu, yalnızca oyunculuk ve şarkıcılıkla sınırlı kalmadı. 1983 yapımı "Yentl" filmiyle, bir stüdyo yapımını yazan, yöneten, yapımcılığını üstlenen ve başrolde oynayan ilk kadın oldu; bu cesur adım ona bir Altın Küre getirdi. Bu yönetmenlik başarısını "Dalgaların Prensi" (The Prince of Tides) gibi eleştirel beğeni toplayan eserlerle taçlandırdı. EGOT (Emmy, Grammy, Oscar, Tony) unvanının sahibi olan ve 250 milyondan fazla albüm satan efsanevi sanatçı, hem sanat endüstrisinde açtığı öncü yollar hem de yarattığı evrensel eserlerle, kültürel mirasımızdaki yerini sağlamlaştırmıştır.

Barbra Streisand, Brooklyn'de 1942'de başlayan hayat hikâyesini, eğlence dünyasının neredeyse tüm zirvelerine dokunarak yazdı. Henüz genç yaşta Broadway'de parlayan yıldız, benzersiz sesi ve sahne varlığıyla kısa sürede müzik dünyasını fethetti. Ancak onu bir ikon haline getiren, perdeye yansıyan olağanüstü yeteneği oldu. "Komik Kız" (Funny Girl) ile daha ilk filminde Oscar'ı kucaklayarak sinemaya unutulmaz bir giriş yaptı. "Bulunduğumuz Yol" (The Way We Were) gibi filmlerle romantik dramın, "What's Up, Doc?" ile komedinin sınırlarını zorlarken, "Bir Yıldız Doğuyor" (A Star Is Born) için bestelediği "Evergreen" ile Oscar alan ilk kadın besteci olarak tarihe geçti. Streisand'ın vizyonu, yalnızca oyunculuk ve şarkıcılıkla sınırlı kalmadı. 1983 yapımı "Yentl" filmiyle, bir stüdyo yapımını yazan, yöneten, yapımcılığını üstlenen ve başrolde oynayan ilk kadın oldu; bu cesur adım ona bir Altın Küre getirdi. Bu yönetmenlik başarısını "Dalgaların Prensi" (The Prince of Tides) gibi eleştirel beğeni toplayan eserlerle taçlandırdı. EGOT (Emmy, Grammy, Oscar, Tony) unvanının sahibi olan ve 250 milyondan fazla albüm satan efsanevi sanatçı, hem sanat endüstrisinde açtığı öncü yollar hem de yarattığı evrensel eserlerle, kültürel mirasımızdaki yerini sağlamlaştırmıştır.