Trainspotting, Danny Boyle yönetiminde 1996 yılında sinemalara girdiğinde, Edinburgh sokaklarının karanlık ve enerjik yüzünü alışılmadık bir dille beyazperdeye taşıdı. Film, eroin bağımlılığı sarmalındaki bir grup arkadaşın hayatına, kara mizahla yoğrulmuş gerçeküstü bir perspektiften bakıyor. Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller, Robert Carlyle, Kevin McKidd ve Kelly Macdonald'ın hayat verdiği bu karakterler, aslında ait oldukları sistemin dışına itilmiş gençlerin savruluşunu temsil ediyor. Hikaye sadece bağımlılığın getirdiği yıkımı anlatmıyor, aynı zamanda 90'ların ortasında Edinburgh’nun gri atmosferinde kendi kimliğini arayan bir jenerasyonun kaotik ruh halini de yakalıyor.
Ewan McGregor'ın rolüne hazırlanmak için Glasgow’daki bağımlılarla vakit geçirmesi, karakterindeki o ham gerçekliğin nedenini açıklıyor sanırım. Iggy Pop’un Lust for Life parçasıyla açılan o meşhur sekansın, filmin tüm ritmini belirlediğini söylemek mümkün.
Duygusal açıdan hayli yorucu olduğu yerler var. Yine de tüm o karanlık tabloda, yönetmenin oyuncularından aldığı doğal ve samimi oyunculuklar işi başka bir boyuta taşıyor. Requiem for a Dream veya Clockwork Orange gibi filmlerin izinden giden o tekinsiz, tekinsiz olduğu kadar da sürükleyici atmosferin temelinde, tam da bu gerçeklik arayışı yatıyor.

Danny Boyle
Yönetmen

John Hodge
Senarist

Ewan McGregor
Renton

Ewen Bremner
Spud

Jonny Lee Miller
Sick Boy

Kevin McKidd
Tommy

Robert Carlyle
Begbie

Kelly Macdonald
Diane

Peter Mullan
Swanney

James Cosmo
Renton's Father

Eileen Nicholas
Renton's Mother

Susan Vidler
Allison