Küçük bir kasabada yaşayan genç bir adam, atalarından miras kalan gizemli bir taşın peşine düşer. Bu taşın, sahibine büyük bir şans getirdiği kadar, onu ağır bir lanetle de sınadığı söylenmektedir.
Adam, taşı bulduğunda hayatı beklenmedik bir hızla değişir; kısa sürede zenginliğe ve güce kavuşur, ancak her kazancın ardından tuhaf ve açıklanamaz kayıplar yaşamaya başlar. Taşın etkisiyle kasaba halkı arasında huzursuzluk yayılır.
Adamın en yakın dostları bile ona sırt çevirirken, taşın ona sunduğu her nimetin bedeli ağır olur. Bir yandan istediği her şeye kavuşmanın sarhoşluğu içinde kaybolurken, diğer yandan bu lanetin onu yavaş yavaş yalnızlığa ve çaresizliğe sürüklediğini fark eder.
Zamanla taşın sadece maddi değil, manevi bir bedel talep ettiğini anlar. Geçmişte bu taşa sahip olanların hepsinin benzer bir kaderi paylaştığını öğrenir.
Artık bir seçim yapmak zorundadır: Sahip olduğu her şeyi kaybetme pahasına taştan kurtulmak ya da lanetiyle yaşamayı kabul edip sonsuza dek onun esiri olmak.