Bilal Ağa, maddi sıkıntıların pençesinde kıvranan, çaresiz bir adamdır. Bu çaresizlik onu, sonunu düşünmeden karanlık bir anlaşma yapmaya sürükler.
Anlaşma ona lanetli bir servet getirir, ancak pişmanlığına çare olamaz. Sözünden dönmeye kalkıştığında ise, bedelini hayatıyla ödemek zorunda kalır.
Aynı köyde yaşayan iki genç arkadaş, Bilal Ağa'nın mezarını gizlice açarak altın dişlerini çalar. Bu sayede hızlı para kazanacaklarını düşünürler, fakat aslında uğursuz bir lanetin yeni hedefleri haline gelirler.
Yaptıkları bu saygısız eylem, geri dönüşü olmayan bir süreci başlatır. Lanet, tıpkı bir virüs gibi yayılmaya başlar.
Önce bu iki gencin, ardından da çevrelerindeki sevdiklerinin hayatına kademeli olarak nüfuz eder. Her adımda daha da karanlıklaşan bu güç, onların dünyasını yavaş yavaş bir cehenneme çevirir.