Küçük bir kasabada yaşayan gençler, eski bir terkedilmiş konakta oynadıkları yasak bir oyunun ardından kendilerini kabus gibi bir gerçekliğin içinde bulur. Oyun sırasında yanlışlıkla çağırdıkları varlık, onların en derin korkularını ve gizli sırlarını gün yüzüne çıkarmaya başlar.
Her bir karakter, geçmişte yaptıkları hataların ve bastırdıkları duyguların bir yansıması olan bu kötücül güçle yüzleşmek zorunda kalır. Konağın duvarları arasında sıkışan grup, varlığın onları birbirine düşüren oyunlarına karşı koymaya çalışırken, gerçek ile yanılsama arasındaki çizgi giderek bulanıklaşır.
Korku, paranoya ve suçluluk duygusuyla sarsılan gençler, hayatta kalmak için hem varlığın kurallarını çözmek hem de kendi içlerindeki karanlıkla savaşmak zorundadır. Ancak varlığın asıl amacı onları öldürmek değil, ruhlarını ele geçirmektir.
Zaman daraldıkça ve kayıplar arttıkça, geriye kalanlar varlığın zayıf noktasını bulmak için çaresizce bir yol arar. Oyunun başlangıcındaki masum heyecan, yerini ölümcül bir mücadeleye bırakır.
Sonunda herkes, bu şeytani oyunun bedelinin ne kadar ağır olabileceğini ve kurtuluşun ancak gerçekle yüzleşmekten geçtiğini acı bir şekilde öğrenir.