12 Temmuz 1997 sabahı, Bask bölgesindeki küçük bir kasaba olan Ermua’da genç belediye meclis üyesi Miguel Ángel Blanco, ETA tarafından kaçırılır. Örgüt, İspanyol hükümetine 48 saat içinde ETA mahkumlarının Bask hapishanelerine yakınlaştırılması talebini iletir.
Aksi takdirde rehineyi öldüreceklerini duyururlar. Film, bu 48 saatin her anını, gerçek zamanlı bir politik gerilim olarak perdeye taşır.
Kaçırma haberi yayıldıkça, ülke çapında benzeri görülmemiş bir halk hareketi başlar. Siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları ortak bir sesle Miguel Ángel’in serbest bırakılmasını talep eder.
Beyaz elleri havaya kaldıran yüz binlerce insan, Bask kentlerinden Madrid’e kadar sessiz ama güçlü bir direniş sergiler. Film, bu kolektif öfkeyi ve dayanışmayı, haber bültenleri ve arşiv görüntüleri eşliğinde belgesel gerçekçiliğiyle yansıtır.
Süre dolduğunda, Miguel Ángel Blanco’nun cansız bedeni bulunur. Ancak bu vahşet, İspanya tarihinin akışını değiştirir.
Cinayet, ETA’ya karşı toplumsal ve siyasi bir kırılma noktası yaratır; terörle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralar. Film, bir insanın kaybının bir ulusu nasıl dönüştürdüğünü, acı ve öfkenin kolektif bir bilinç haline gelişini çarpıcı bir sadelikle anlatır.