Bir adam, geçmişteki bir olayın yarattığı içsel karmaşayla yaşamaktadır. Günlük hayatının sıradan akışı, zihninde sürekli dönen anılarla kesintiye uğrar.
Bu anılar, onun gerçeklikle bağını sorgulamasına neden olur ve zamanın doğrusal ilerleyişi onun için anlamını yitirmeye başlar. Karakter, geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelen bir yolculuğa çıkar.
Her hatırlayış, olayları farklı bir perspektiften görmesini sağlar ve gerçeğin tek bir versiyonu olmadığını fark eder. Zaman, onun için düz bir çizgi olmaktan çıkarak, iç içe geçmiş katmanlardan oluşan bir yapıya dönüşür.
Bu zaman yolculuğu, kaçınılmaz sona doğru ilerlerken, karakteri bir yüzleşmeye götürür. Geçmişteki seçimlerin ve olayların şimdiki benliği üzerindeki etkisi, tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar.
Sonunda, zamanın akışına dair kişisel keşfi, onu beklenmedik bir kabule hazırlar.