Toplumda infial yaratan bir dizi cinayet, deneyimli dedektifler Abbas ve Celal’i harekete geçirir. Kurbanların ortak noktası, geçmişte çocuklara cinsel istismar suçu işlemiş ve yasal boşluklardan yararlanarak serbest kalmış kişiler olmasıdır. Katil, sistematik bir yöntemle adalet sisteminin sorgulanmasına neden olurken, iki dedektif de bu karmaşık davayı çözmek için iz sürmeye başlar.
Soruşturma ilerledikçe, askerden yeni dönmüş olan Ensar adında bir isim öne çıkar. Failin kurban seçimindeki örüntü ve motivasyonu netleşirken, her yeni bulgu adaletin resmi yollardan sağlanamadığı durumlarda bireyin eline geçmesinin etik boyutlarını gündeme getirir. Dedektifler, mesleki tecrübeleri ve farklı yöntemleriyle bu davayı çözmeye çalışırken, toplumun kanayan yarası haline gelmiş bir suç türüne karşı nasıl bir tavır alınması gerektiği konusunda sınanırlar.
Cinayetlerin ardındaki gerçekler ortaya çıktıkça, her karakter kendi adalet anlayışıyla yüzleşmek zorunda kalır. Dedektif Abbas’ın soğukkanlılığı ile Celal’in içgüdüsel yaklaşımı arasındaki çatışma, davayı çözme sürecini daha da gerilimli hale getirir. Sonunda, adaletin ne olduğu ve kimin elinde olması gerektiği sorusu, izleyiciyi derin bir sorgulamaya iter.