Altan, yeşil enerji alanında yıllardır Amerika'da çalışan bir fizik profesörüdür. Ailesini kaybettikten sonra, çocukluğunun geçtiği İstanbul'a, uzun yıllardır uzak kaldığı bu şehre geri döner.
Ancak geride bıraktığı şehrin yerinde, hafriyat kamyonlarının, molozların, demirin ve bitmek bilmeyen bir gürültünün ördüğü yepyeni bir dünya bulur. Eski İstanbul'un silüeti, yerini yükselen beton yığınlarına ve sürekli değişen bir kentsel dönüşüme bırakmıştır.
Altan, bu yabancılaştırıcı ortamda kaybolmuş hissederken, bir yandan da geçmişin anılarıyla bugünün kaotik gerçekliği arasında sıkışıp kalır. Şehrin hafızası silinirken, kendi hafızasının derinliklerinde kaybolan bir şeylerin peşine düşer.
Dersaadet Apartmanı, Altan'ın bu yeni dünyada bir dayanak noktası arayışının ve kaybettiği her şeyin yasını tutarken, İstanbul'un dönüşümünün bireysel bir hikaye üzerinden anlatıldığı bir yolculuğa dönüşür.