Küçük oğullarının trajik ölümünün ardından yıkılan bir çift, acılarını dindirmek ve ilişkilerini kurtarmak için ormanın derinliklerindeki ıssız bir kulübeye sığınır. Kadın, psikolojik bir terapist olan kocasının rehberliğinde yas sürecini atlatmaya çalışırken, bu izole ortam beklenen huzuru değil, bastırılmış korkuların ve suçluluk duygularının giderek yüzeye çıkmasına neden olur.
Doğanın vahşi ve tehditkar atmosferi, çiftin arasındaki gerilimi körükler. Kadının travması, doğaüstü ve rahatsız edici olaylarla iç içe geçerken, erkeğin mesafeli ve terapötik yaklaşımı çatışmayı derinleştirir. Kulübenin etrafındaki orman, zamanla onların içsel karanlıklarının ve korkularının somut bir yansımasına dönüşür.
Eden adını verdikleri bu sığınak, giderek bir kabusa evrilir. Çift, hem birbirleriyle hem de doğanın içindeki ve kendi ruhlarındaki kötülükle yüzleşmek zorunda kalır. Yaşadıkları olaylar, kaybın ve acının insan psikolojisinde açtığı yıkıcı yaraları, şiddet dolu ve rahatsız edici bir döngüyle gözler önüne serer.