Avustralya'nın ünlü Tabiat Parkı'nda sergilenen bir grup vahşi hayvan, insanlar tarafından sürekli korkutucu ve çirkin canlılar olarak görülmekten bıkmıştır. Bu yanlış anlaşılmanın verdiği huzursuzlukla, özgürlüğü ve kendilerini gerçekten kabul edecek bir yeri aramak için hayvanat bahçesinden kaçmaya karar verirler.
Planlarını uygulamaya koyan ekip, beklenmedik bir şekilde parkın sevilen maskotu olan koala Pretty Boy'u da yanlarında bulur. Birlikte, Avustralya'nın uçsuz bucaksız ve tehlikelerle dolu vahşi doğasına doğru zorlu bir yolculuğa çıkarlar.
Bu kaçış, onlar için sadece fiziksel bir macera değil, aynı zamanda kim olduklarını keşfettikleri bir içsel yolculuğa dönüşür. Gerçek yuvalarını ararken, dostluğun ve kendini kabul etmenin anlamını öğrenirler.